Blog

Bir güzel söz söyledim, dağ çirkin cevap verdi sanırsan imkân yok buna.

 

Nefes aldığı sürece çevresi ile iletişim kurma zorunluluğunda olan insanoğlunun belkide en az önemsediği, öğrenmek için en az vakit ayırdığı konudur, iletişim. Bunun için olmalı ki iletişimi, kendimizi en iyi şekilde anlatabilmek, duygularımızı ve düşüncelerimizi en etkili şekilde ifade etmek zannederiz. Halbuki doğru iletişimin en önemli faktörü -en etkili şekilde olsa dahi- konuşmak değil, “dinlemek” ve anlamaktır. Asırlar öncesinden, bireysel ya da toplumsal anlamda en iyi hale gelebilmek için bize yol gösteren Hazreti Mevlana, yukarıdaki sözü ile doğru iletişim konusunda da nasıl hareket etmemiz gerektiğini bize öğretmektedir. Dünyada karşılaştığımız her insan, her olay bir dağ ise ve karşılaştığımız herşey sadece bizim aksimizden ibaret ise; konuşmadan/tepki vermeden önce karşımızda nasıl bir dağ olduğunu anlama eğilimi içine girmemiz, bize geri dönecek sesin tonunu, şiddetini ve rengini belirleyecektir.

Bildiğimiz gibi hepimiz olaylara durduğumuz yerden yorumlar getiririz. Hayatta herkesin durduğu yer farklıdır. İnsanların durdukları yer demek; fikirleri, inançları, alışkanlıkları, eğitim ve kültür seviyeleri, sosyal yaşantıları, ev-okul-arkadaş çevreleri, sosyal yaşantıları gereği içinde bulundukları rollerdir. Herkes herhangi bir durum karşısında işte bu içinde bulunduğu durumlara göre kendini ifade eder. İşte ifadenin şekli ve içeriği bu durumlara bağlı kaldığı zaman iletişimde başarısızlık ve çatışma başlar. Bunun önüne geçebilmek, Hazreti Mevlana’nın söylediği gibi önce karşımızda bir dağ olduğunun bilincinde olmakla mümkündür. Bunun bilincinde olan kişi olaylara sadece kendi durduğu yerden yaklaşmak yerine, önce karşısındaki kişinin durduğu yeri kavrar, daha sonra “kendi konumunu da kaybetmeden” kendisini ifade etmeye çalışır.

Hayatta varolan her rol bizim içindir ve biz her an herhangi bir rolü yüklenebiliriz. Bunun için çevremizdeki insanların hepsini anlamaya çalışmak zorundayız ki aynı rol içindeyken kendimizi ifade edebilelim ve kurduğumuz iletişim sağlam zeminler üzerine oturabilsin. Belkide herşeyin üzerinde kendi kültürümüzün, medeniyetimizin güzelliğinin farkına varma çabası ile işe başlamamız gerekiyor. Zira öğrenmek için milyarlar harcayarak hakkında eğitimler aldığımız empati denilen süreci ve daha fazlasını, bizim medeniyetimiz üç cümle ile üstelik ücret istemeden bize sunmuş. Buyrun Hazreti Mevlana’ya tekrar gönül verelim;

Dünya, bir dağa benzer.
İyi olsun, kötü olsun, ne dersen onu duyarsın dağdan.
Bir güzel söz söyledim, dağ çirkin cevap verdi sanırsan imkân yok buna.

 

Menü