Blog

“Kaos dediğimiz belirsizlik süreçleri aslında evrenin anayasasıdır”

Red Bull Amaphiko Connect, 24 – 25 Kasım’da İzmir Originn’de birbirinden önemli isimleri ağırlayacak. Mentorlar, sosyal girişimciler, yaratıcı fikirler, etki yaratacak projeler aynı çatı altında buluşacak. İnsan beyninin nasıl çalıştığına dair çalışmalar yürüten nörolog ve konuşmacı Prof. Dr. Sinan Canan mentor olarak katılacağı Red Bull Amaphiko Connect’te “Yaratıcı Beynin Kodları” isimli bir konuşma gerçekleştirecek.

Çalışmalarını bir süredir “Açık Beyin” isimli bir oluşumla beraber yürüten Sinan Canan’ın bu etkileyici konuşması öncesi evren, beyin, kaos ve girişimcilik üzerine muhteşem bir sohbet gerçekleştirdik.

Yaratıcılık, beynimizde gizli bir kod olarak saklı durmaktan ziyade, keşfedilmeyi bekleyen ve oldukça sade kurallarla erişilmesi mümkün olan bir hal veya durumdur.
Sinan Canan

Red Bull Amaphiko Connect’te konuşmacı olacağınız için çok mutluyuz. Seminerinizin konusu ‘Yaratıcı Beynin Kodları’. Yaratıcılık gerçekten beynimizde olan bir kod mudur? İnsanlar sonradan yaratıcı olamazlar mı?

Yaratıcılık aslında tek bir tanımı olmayan; kişiye ve duruma göre değişebilen karmaşık bir kavram. Fakat temel olarak, ortadaki bir soruna daha önce düşünülmemiş bir çözüm yolu bulabilmek; yahut eldeki kaynakları öğretildiği biçimlerden farklı şekillerde birleştirerek yeni yollar ortaya koymak şeklinde tanımlanabilir. Aslında beynimizin temel varlık nedeni bu tarz benzersiz çözümleri üretebilmek ve yaratıcı yollar düşünebilmek üzerinedir. Fakat özellikle günümüzde modern eğitim ve yaşam koşulları nedeniyle bizler bu özelliğimizi yeterince kullanamayabiliyoruz. Yaratıcılık, beynimizde gizli bir kod olarak saklı durmaktan ziyade, keşfedilmeyi bekleyen ve oldukça sade kurallarla erişilmesi mümkün olan bir hal veya durumdur. Bu durumu uyandırmak için ise her insanın ihtiyacı olan birkaç temel gereksinimin karşılanması ve beyinlerimize ‘yaratıcı çözümler üretme fırsatının’ sunulması gerekir.

Buna benzer bir teori girişimcilik için de söyleniyor. Doğuştan gelen bazı özelliklerimizin bizi girişimciliğe daha yatkın bireyler yaptığına ilişkin bir düşünce var. Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bir girişimci sizce hangi özelliklerle doğar?

Bu tip tanımlardaki temel sorun, birey, çevresi, zamanı ve şartları arasındaki karmaşık ilişkinin tam olarak anlaşılamıyor olmasıdır aslında. Sözgelimi, deha seviyesinde yüksek zekaya sahip bir insan, elinde doğru araçlar olmadan, yeteneğine uygun bir şeyler üretebileceği bir mekan ve zamanda bulunmadan, bu özelliğini hayata geçiremez. Girişimcilik için de aslında benzer bir durum söz konusu. Bazı fırsatlar, aslında tüm önemli fırsatlar, hayatta sıklıkla karşımıza çıkar. Fakat çoğu durumda bizler bu fırsatları değerlendirebilecek zihinsel ve bedensel dinginliğe, dikkate ve hazırlığa sahip değilizdir ve bu nedenle birçok imkanı göremeyiz bile. Fakat hazırlıklı, deneyim sahibi ve uyanık zihinler, başkalarının göremediği fırsatları görüp yaratıcı süreçlere dönüştürebilirler. Kısacası bu tip özellikler; yani girişimcilik, yaratıcılık yahut sanatsal üretkenlik, doğuştan gelen yeteneklerden çok daha fazla, yetişme ve eğitim şartları, zaman, toplumsal ortam ve mikroçevre koşulları ile ilişkilidir.

Yeni insanlarla tanışma, yeni yerler görme, farklı kültürlerle derinlemesine tanışma, inovatif düşüncenin önünü oldukça hızlı açan deneyimlerdir. Beyindeki bağlantıların çeşitliliği arttıkça, daha önce kurulmamış zihinsel bağlantıların da kurulması kolaylaşır.
Sinan Canan

İnovasyonla yaratıcılık arasında nasıl bir ilişki olduğunu düşünüyorsunuz? Daha inovatif çözümler bulmamız için girişimcilere nasıl tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

İnovasyon ve yaratıcılık doğrudan ilişkili kavramlardır ama birbirinin aynısı da değillerdir elbette. İnovasyon, daha ziyade eldeki imkanları kombine edebilme ve daha önce kimsede olmayan bir öngörü yahut vizyon ile bir araya getirebilmektir. Yaratıcılık ise bunun derinliğini ve derecesini belirleyen önemli bir faktördür. Daha inovatif ve yenilikçi çözümlerin en önemli zihinsel yakıtı, özellikle kişisel hayatımızda, başta ilgi alanlarımız ve fiziksel olarak bulunduğumuz mekanlar anlamında bol çeşitliliğe yer vermektir. Yeni insanlarla tanışma, yeni yerler görme, farklı kültürlerle derinlemesine tanışma, inovatif düşüncenin önünü oldukça hızlı açan deneyimlerdir. Beyindeki bağlantıların çeşitliliği arttıkça, daha önce kurulmamış zihinsel bağlantıların da kurulması kolaylaşır. Bu da genellikle birdenbire, düşüneni dahi şaşırtan bağlantı ve yeniliklerin zihinde doğmasını kolaylaştırır. Tabii bunların arkasında özellikle derin bir duygusal motivasyon en önemli kolaylaştırıcıdır.

 
Bolca serbest zaman ve bu serbest zamanlarda kişinin kendi sevdiği bir konuda her seferinde bir miktar daha zorlayıcı faaliyetlerde bulunması, potansiyeli keşfetmek için vazgeçilmez egzersizlerdir.
Sinan Canan

Bir bireyin kendi potansiyelinin öncelikle farkına varması ve daha sonrasında da bunu maksimize edebilmesi için neler yapması gerekir? Potansiyelin kimyasını oluşturan elementler nelerdir?

Kişilerin kendilerine has yetenekleri herkese özel bir bileşim kokteyli gibi düşünülebilir. Bunu keşfetmek için ise temel gereken beceri, insanların kendilerinin hangi konuda daha üstün performansa sahip olduklarını deneyimleyecek ve ölçebilecek vakit bulabilmesinde gizlidir. Hangi işi veya hangi tip beceriyi sergilerken kendilerini daha iyi ve daha kendileri gibi hissedebiliyorlarsa, o tip faaliyetlerde o kişinin gizli potansiyelinin bir parçasının yatıyor olma olasılığı çok yüksektir. Daha sonra ise bu parçaların uygun ortam ve şartlarda bir araya getirilerek bir değer üretilebilmesi ancak söz konusu olur. Yoksa, dışsal kıstaslara göre kendimizi değerlendirmeye devam edersek, çoğu zaman gerçek içsel potansiyelimize ulaşmamız ya çok zor yahut çok sınırlı oranda olacaktır. Bolca serbest zaman ve bu serbest zamanlarda kişinin kendi sevdiği bir konuda her seferinde bir miktar daha zorlayıcı faaliyetlerde bulunması, potansiyeli keşfetmek için vazgeçilmez egzersizlerdir.

Bir süredir AçıkBeyin isimli bir oluşumla çalışmalarınızı yürütüyorsunuz. Bünyenizde de birçok eğitmen var. Bu oluşum nasıl ortaya çıktı ve şu anda neler yapıyor oldukça merak ediyoruz. Biraz bahseder misiniz?

AçıkBeyin benim yıllardır devam ettiğim bir anlatı ve bilinçlendirme faaliyetinin tüzel kişilik haline dönüşmüş biçimi. 2017 başında İstanbul’da kurduğumuz AçıkBeyin Eğitim ve Danışmanlık şirketi, aslında güncel bilim ve kadim yaşam bilgeliği arasında köprüler kurabilecek, bilimi en anlaşılır ve uygulanabilir haliyle her kesimden ve her yaştan insana ulaştırmayı hedefleyen bir oluşuma ev sahipliği yapıyor. Bünyemizdeki tüm eğitimcilerimiz, modern sinir ve davranış bilimlerinin temel kodları ışığında, her kesimden insana ve kurumlara öz-beceri eğitimleri sunuyorlar. İnsanların asla ilgilenmeyeceklerini düşündükleri sinir ve davranış bilimleri, psikoloji, fizik, kaos ve karmaşıklık bilimleri, sistem kuramları gibi konulardan türettiğimiz eğitimlerle, hem kendimizin hem de tüm sektörlerdeki insanların kendilerini geliştirmeleri için özel ve oldukça yenilikçi içerikler sunuyoruz. Aynı zamanda bir Ar-Ge merkezi olarak işleyen AçıkBeyin, internet tabanlı gönüllü grupları, çalışma ekipleri ve güncel araştırma konularıyla en güncel bilgiyi insanlara ulaştırma misyonuna devam ediyor.

Red Bull Amaphiko Connect programı gibi programlar, orta ve uzun vadede bireysel gelişimde şüphesiz çok büyük değişimler yaratabilme potansiyeli taşıyor.
Sinan Canan

Red Bull Amaphiko Connect gibi bireysel gelişimi merkezine alan eğitimler ve projeler, yüksek hedefleri ve kendini gerçekleştirme hayalleri olan insanları hangi açılardan destekleyebilir sizce?

Kurumların bu tip eğitimleri gittikçe önemsedikleri ve bu tip konularda taleplerin hızla çeşitlenerek arttığı bir dönemdeyiz. Zira artık gerek kurumsal, gerek bireysel planda olsun, doğru yaşama ve optimum performansın sırrının insanda yattığını hepimiz fark etmiş durumdayız. Ayrıca genel-geçer formüllerin pek de faydalı olmadığını, esas gereken bilginin her bireyin bizzat kendi farkındalığı olduğunu da artık açıkça görüyoruz. Bu bağlamda Red Bull Amaphiko Connect programı gibi programlar, orta ve uzun vadede bireysel gelişimde şüphesiz çok büyük değişimler yaratabilme potansiyeli taşıyor. Özellikle günümüzde davranış bilimlerinin insanın ‘öz’üne dair ortaya koyduğu yeni bulgular, her geçen gün bu tip inisiyatiflerin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor.

Girişimcilik aslında biraz da kendini bile bile bir kaosun içine atmaktır diyebiliriz. Ancak, evren kaos olmadan var olamaz. Belirsizlik ve ikilem ortadan kalkarsa ilerleme de olmaz. Bu şekilde değerlendirdiğimizde kaosun inovasyon ve farkındalıktaki rolünü biraz açıklar mısınız?

Kaos dediğimiz belirsizlik süreçleri aslında evrenin anayasasıdır. Zira düzen, saatli mesailer ve periyodik tekrarlar, bizim icadımız olan medeniyetin gereklilikleridir; fakat zihnimiz ve beynimiz, milyonlarca yıl boyunca atalarımızın doğadaki kaotik ve öngörülemez şartlarda nesiller boyunca sınanması şeklinde yürütülen destansı bir ar-ge süreci ile bugünlere kadar incelikle şekillendirilmiştir. Dolayısıyla, öngörülemezlik, belirsizlik ve kaos halleri, aslında zihinsel potansiyelimizi en üst düzeyde tetikleyen koşulları da içerir. Elbette bunun için, öngörülemez ve karmaşık durumların unuttuğumuz tabiatını tekrar hatırlamak ve ‘kontrollü kaos’ diyebileceğimiz süreçlerle gerek kişisel gerekse kurumsal hayatımıza dereceli olarak dahil edebilmemiz çok önemli. Zihnimiz öngöremediği kaotik durumlarla karşılaştığında, eğer hazırlıklı ise, daha önce hiç fark etmediğimiz nice çözüm yollarını ve yenilikleri rahatlıkla keşfedebilir hale gelir. Zira aslında insanoğlu tam da bunun için tasarlanmış bir garip varlık olarak görünüyor.

Orijinal röportaj sayfasına şu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz:

 

Menü