Blog

Sahiplendiğin Neyse Rahatsız Eden Odur

Sahiplendiğin Neyse Rahatsız Eden Odur

Her şeyin elinizin altında olmasını isteyen insanlardan biriyseniz başınız biraz dertte demektir. Belki de bana has bir şeydir genelleme yapmayayım. Özellikle çalışırken masamda ve çevresinde yer alan tüm araç gereçlerim en fazla bir kol uzağımda olmalı. Gözüm kapalı da o şeyi olduğu yerden uzanıp hemen almalı tekrar yerine bırakabilmeliyim. Aksi halde göğsümden beynime doğru yükselen bir sıcaklık içinde terlemeye başlarım.

Ofiste en çok kullandığım şeylerden birisi de tabiki çöp kutum. Hemen solumda masamın kenarında yine en fazla bir kol uzağımdadır. İnsanın çöp atarken bile kendisini bir düzen içine hapsetmesi, incelenmesi gereken ayrı bir vaka olabilir tabi…

Bu sabah çöp kutuma birkaç sefer ihtiyaç duydum ve her seferinde yerimden biraz kalkmak zorunda kaldım. Sanırım aynı anda işe odaklandığım için sürekli yerimden kalkma rahatsızlığını ilk anda fark edemedim. En son çöp atma hareketimde bir anda kutunun, masamın sınırlarının dışında olduğunu fark ettim ve alnımdaki gerilmenin sebebini de o an anladım. Çöp kutum yanımdaki masanın altına çekilmiş. Elbette hemen “o benim çöp kutum” diyerek eskisinden daha yakın bir alana, direkt masamın altına koydum; sanki birazdan gelip onu benden alacaklarmış gibi garip bir sahiplenme ile… Bu kavuşmanın yarattığı tatlı bir huzur içinde işime odaklanmaya devam ettim.

Bir süre sonra hareket ettikçe çöp kutusuna çarptığımı, hareket kabiliyetimin azaldığını ve rahatsız olduğumu hissettim. Hem de masa sınırlarımın dışında yer aldığından daha fazla rahatsız etti beni, kendi sınırlarım içinde yer alması. Ve tabiki hemen çöp kutusunu masamın altından çıkarıp yanımdaki masamla paylaşır şekilde tam ortaya koydum; bir kol uzağıma elbette, bundan taviz veremem.

Sadece bir çöp kutusu meselesi; fakat benim diyerek sahiplendiğimiz, dizimizin dibinden ayrılmasın, elimizin altından kaybolmasın, kontrolümüzün içinde yer alsın diyerek bırakmamacasına yapıştığımız onca şeyin aslında bizi nasıl da rahatsız ettiğini düşündüm. “Benim” dediğimiz her şeyin içimizde nasıl bir benlik duygusuna yol açtığını ve yaşam kalitemizi nasıl da azalttığını, sevgili çöp kutum sayesinde tekrar hatırladım.

Kendisine şükranlarımı bir borç bilirim.

Menü